Arapsaçı (Rezene) Kavurması Tarifi

Sosyal medyada paylaş:

Ya da sadece adresi kopyalayıp paylaşabilirsiniz

Malzemeler

Kişi Sayısını Ayarla:
1 Bağ Arapsaçı
1 Adet Kuru Soğan
1 Sap Pırasa
1/2 Çay Bardağı Zeytinyağı
2-3 Adet Köy Yumurtası
Deniz Tuzu
Tercihe göre Pul Biber
Tercihe göre Taze çekilmiş karabiber
Tercihe göre Süzme Yoğurt

Arapsaçı (Rezene) Kavurması Tarifi

  • 30
  • Kişi Sayısı 4
  • Orta

Malzemeler

Arapsaçı (Rezene) Kavurması Tarifi

PAYLAŞ

Sizi bilmiyorum ama bende bir mayo/bikini mevsimi yaklaşıyor telaşı başladı. Biraz detoks mu yapmalı, yemeğe içmeye dikkat mi etmeli, egzersize mi yüklenmedi bilemiyorum, elim ayağım karıştı. En iyisi dedim mümkün olduğunca dikkatli ve dengeli beslenip egzersizlerimi arttırayım. İlkbahar ile birlikte bir de detoksunuzda kullanabileceğiniz tarifler paylaşacağım sizlerle. Bugün gelin gaz söktürücü ve rahatlatıcı özelliği olan arapsaçı bitkisi ile biraz endişelerimizi dindirip vücudumuzda baskı yaratan unsurlardan arınalım. Sizin için biraz araştırdığımda bu bitki ile ilgili edindiğim bilgiler şöyle:

“Finokyo, taze kök rezenenin bir diğer ismi. Bu sebzeye İtalyanca’da da finokyo deniyor, İzmir Türkçe’sinde de. İzmir’de çok daha yaygın kullanılan hali ise, yabani bir rezene türü olan ‘arapsaçı’. Finokyo çok yaygın tanınmamakla beraber arapsaçı, aslında sadece İzmir değil, Girit’ten mübadeleyle göç eden Türklerin yerleştiği her Ege şehrinde iyi bilinen bir rezene türü. İstanbul ve diğer bölgelerde pek tanınmayan bu Ege otu ve kökü aynı zamanda İtalya ve özellikle de Floransa’nın yöresel mutfağının çok ünlü bir malzemesi. Hatta öyle ki kök rezeneye dünyada verilen genel isim ‘Floransa rezenesi’ (Florence fennel).

Yabani rezene (arapsaçı) dünyanın bilinen en eski yenilebilir bitkisi. Romalı kadınların bunu sağlığa iyi gelir diye çok yaygın kullandıklarını biliyoruz. Tohumları ise o dönemin çok ünlü gastronomu Apicius tarafından turşulara ve özellikle de salçalı yemeklere aroma katmak amacıyla kullanılırmış. Bizim bugünlerde marketlerde karşımıza çıkmaya başlayan kök rezene ise, arapsaçı ile aynı familyadan gelmekle beraber, çok farklı özellikleri olan bir bitki.

Her ikisi de içlerinde anasonu andırır ‘rezene yağı’ içeren bu iki rezene türü arasındaki farklar şöyle. Bir kez görüntü açısından kıyasladığınızda, kök rezenenin yapraklı kısımları ile arapsaçı birbirlerine tıpatıp benziyorlar. Aralarındaki en önemli fark, arapsaçının boyunun daha uzun olması (60-200 cm. arası) ve yapraklarında bulunan ‘rezene yağının’ daha fazla ve bu nedenle de aromasının çok daha güçlü olması. Latince ismi foeniculum vulgare olan arapsaçı, yeşil ve dereotu benzeri püsküllü yaprakları olan bir bitki ve kırlarda yayılmış olarak yetişiyor ve özellikle yaprakları kullanılıyor. Buna karşılık kök rezene ise yalnızca ‘kültür’ olarak yetişiyor ve bunun da özellikle kökü kullanılıyor. Hatta bu nedenle kök rezeneye ‘soğanlı rezene’ (bulb fennel) adı da veriliyor

Arapsaçı, uzun sonbaharları olan yörelere özgü bir Akdeniz bitkisi. Kırlarda yetişiyor ve bizim oralarda (Ege’de) genelde tipik bir zeytinyağlı yemek gibi, soğan ile pişiriliyor. Bazen haşlanıp üzerine sarmısak-limon-zeytinyağı vinegreti (sosu) dökülerek meze olarak da yeniyor. Bazan da kuzu etiyle. Yaprakların içindeki ‘antheol’ adlı maddeden kaynaklanan anason benzeri aroması tanımsız bir lezzet veriyor bu yemeklere.

Tohum olarak rezene kullanımı bizim mutfaklarımızda çok yaygın değil. Her ne kadar aktarlarda kolayca bulunabilen bir malzemeyse de rezene tohumu, yemekten daha ziyade, bebeklerdeki gaz ağrısını gidermek derdinde olan emziren anneler tarafından ‘rezene çayı’ yapmak üzere başvurulan ve bebeğin gazının bitmesiyle birlikte evlerden uzaklaşan, muhteşem aromaya sahip bir tohum. Oysa çok farklı ve harika kullanım alanları var. Örneğin eğer balık çorbası yapacaksanız, bu çorbanın balık suyu temelini hazırlarken mutlaka kulllanmalısınız. Bolca balık kılçığı ve kafası, 2-3 dal taze kekik, soğan, havuç, kereviz ve pırasa doldurduğunuz tencereye bir tatlı kaşığı rezene tohumu ile bir çorba kaşığı rakı ilave eder ve bolca suyla yarım saat kaynatıp süzerseniz, en güzel balık çorbasının bazını elde etmiş olursunuz. Bu elde ettiğiniz suyun ismi ‘balık stoku’dur. Bu arada, eğer balık unsurları ve rakı dışında kalan tüm malzemeleri bol suda bir saat haşlarsanız, bunu örneğin mercimek çorbası gibi pek çok çorbada su olarak kullanıp bambaşka ve harika bir aroma verebilirsiniz. Bu suyun adı ise rezeneli ‘sebze stoku’dur.

TAZE REZENE : Hem arapsaçı ve hem de tohum rezene çok değişik ve güzel malzemeler olmakla birlikte, taze kök rezenenin keyfi bambaşka bir şey. Bir kez, kök formunda olması nedeniyle çok değişik kullanım alanları yaratmanız mümkün. Zira dereotu benzeri ince yaprakların pişince büzüleceğini düşünürseniz, bu malzemeden gövde elde edemeyeceğiniz için, bunu kullanabileceğiniz yemek türü de haliyle sınırlı oluyor. Oysa kök rezene için durum çok farklı.

Arapsaçının yapraklarında bulunan ‘antheol’, rezenenin kök kısmında bulunuyor. Yapraklarında ise yok gibi. O nedenle de rezene yaprakları pek kullanılmıyor. Öte yandan rezenenin kokusu anason benzeri olmakla beraber anason kadar keskin olmuyor. Daha yuvarlak ve şekerli bir his bırakıyor ağzınızda. Taze kök rezeneyi ister çiğ olarak, isterseniz de pişmiş olarak yiyebiliyorsunuz. Ancak kökün üzerindeki görece ‘çıtır’ dalları ve üzerlerindeki ‘çıtır’ yaprakları kullanmanızı tavsiye ederim. Yemeğinize veya salatanıza daha değişik bir renk katacaklardır.

Salata için kullanacaksanız eğer, rezeneyi temizledikten sonra keskin bir bıçakla çok ince bir şekilde kıymalısınız veya jülyen (kibrit çöpü şeklinde) kesmelisiniz. Bu haliyle kıtır kıtır ve içi harika bir aroma ile dolu oluyor. Ama elbette rezeneyi satın alırken sararmamış, berelenmemiş, sert ve mümkünse bembeyaz olanlarını tercih etmelisiniz ki hakkıyla çiğ olarak kullanabilesiniz. Rezeneyi bu şekliyle, üzerine sadece zeytinyağı dökerek (ama limon veya sirke koymadan) yiyebilirsiniz. Ya da farklı salata malzemeleri ile karıştırıp yine zeytinyağlı bir vinegret (salata sosu) yapabilirsiniz. NASIL KULLANILIR? : Rezeneyi kullanırken önce dallarını köke yakın kısımlarından kesmeli ve tabandaki kahverengileşmiş sert kısmı da keserek atmalısınız. Ardından rezeneyi (eğer pişirecekseniz) yukarıdan aşağı dörde bölmelisiniz. Ancak, kestiğiniz rezeneleri çok iyi yıkamanız gerekir, zira katmanlar arasında toprak birikmiş olabilir. “

(Visited 17 times, 1 visits today)

Adımlar

1
Tamamlandı
Her ne kadar malzemeler arasına pırasayı eklemiş olsak da evinizde pırasa yoksa kullanmak zorunda değilsiniz. Pırasa güzel bir aroma kattığı ve arapsaçının acı tadını biraz daha yumuşattığı için tarifte önerilmektedir.
Arapsaçını temizleyip yıkayın, soğan ve pırasayla birlikte ince ince kıyarak malzemenizi hazırlayın.
Zeytinyağı tavada ısıtın, soğan ve pırasayı birlikte kavurun.
Arapsaçını ekleyin, biraz tuz serperek karıştırın, kapağını kapatın. Ateşi de kısarak kendi buharıyla bir süre yumuşamasını bekleyin. Ara sıra tahta kaşıkla karıştırmayı ihmal etmeyin.
10-15 dk gibi bir sürede pişecektir. Eğer arapsaçı çok taze değilse yumuşaması daha uzun sürebilir, bu durumda 1 çay bardağı kadar sıcak su ekleyip kapağını kapatın, suyu çekene kadar pişmesini bekleyin.
Tadına bakarak kontrol ettikten sonra, piştiyse yumurtaları kırabilirsiniz. Yumurta kırmak istemezseniz sade olarak da tadı çok güzel olacaktır.
Üzerinde (veya yanında) yoğurtla ve pul biber / karabiber serperek servis yapın.
Afiyet olsun.

sihirlitarif

Bu tarif için bir inceleme yazılmamış, aşağıdaki formu kullanarak, değerlendirmenizi yapabilirsiniz
önceki
Hünkar Beğendi Tarifi
sonraki
Havuçlu Kek Tarifi
önceki
Hünkar Beğendi Tarifi
sonraki
Havuçlu Kek Tarifi

Yorumunuzu ekleyin